• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/547519185411609/
  • https://twitter.com/Karakocan_org

Dünyanın en güzel şehri: Amêdîye

Seyyah İbrahim Sediyani’nin kaleminden: “Amêdîye”…

Amêdîye

İbrahim Sediyani

     Siz hiç bu kadar güzel bir şehir gördünüz mü?

     İsmi, Amêdîye.

     Yazının altında bol bol fotoğrafları var; doyasıya bakabilirsiniz. Doyabilirseniz tabiî.

     Şehrin güzelliği karşısında büyülenip de bu doğa ve mimarî harikası kentin Latin Amerika’da veya Uzak Asya’da, Himalaya Dağları’nda olduğunu sanmayın sakın.

     Amêdîye hemen yanıbaşımızda. O kadar yakın ki bize, karayoluyla sadece birkaç saatlik bir mesafede bulunuyor.

     Kürdistan topraklarında.

     Türkiye sınırına, sıkı durun, sadece ve sadece 10 km mesafede. Evet, yanlış duymadınız; sadece 10 km mesafede.

     Hakkari (Çolamerg) ilinin Çukurca (Çelê) ilçesinin hemen karşısında. Şırnak(Şehr-i Nûh) ilinin Uludere (Qîlaban) ilçesinin de çapraz hizasında.

     28 Aralık 2011 günü korkunç bir katliâmla şehîd edilen Roboskîli köylülerin, sınırı geçip de öbür taraftaki akrabalarıyla mazot ticareti yaptıkları köyler, işte bu şirinAmêdîye ilçesinin komşusu olan Zaxo ilçesine bağlı köylerdi.

     Dünyanın en güzel ülkesi Kürdistan ise, Kürdistan’ın en güzel şehri de Amêdîye’dir, kuşkusuz.

     Amêdîye, Güney Kürdistan (Irak Kürdistan Federe Devleti) topraklarında, Duhokilinin bir ilçesi. Duhok il merkezine ise 70 km mesafede bulunuyor.

     Ancak öyle sıradan bir ilçe, herhangi bir şehir değil burası. Çünkü burası hakikaten hem doğa hem de mimarî harikası. Dünyanın hem en güzel, hem de en ilginç şehirlerinden biridir, Amêdîye.

     Çünkü yerde, Kürdistan dağlarının eteklerinde değil, tepesinde kurulmuştur. Deniz seviyesinin tam 1426 m yükseğinde kurulmuş bir şehir. Etrafı ise tamamen surlarla çevrili.

     Amêdîye her ne kadar şehrin Kürtçe resmî ismiyse de, kelimenin kökeni Kürtçe değildir; Kürtçe olmayan bir ismin “Kürtçeleştirilmiş” biçimidir. Şehir, ismini kurucusu olan Selçuklu hükümdarı I. İmadeddîn Zengi (1085 – 1146)’nin adından alır.“İmadeddîn” isminden “Amêdîye” ismi doğmuştur.

     İlginç olan, şehri bu isimle, Kürtçe olarak “Amêdîye” şeklinde adlandıran da bölgede yaşayan Kürtler değil, bizzat Selçuklular’ın kendisidir.

     Selçuklu hükümdarı İmadeddîn Zengi, sarp bir tepede bulunan Aşib Kalesi’nin yıkıntıları üzerinde harabe bir şekilde duran bu şehri yenibaştan kurdu, 1142.

     Şehri kurduktan dört sene sonra da Freng kökenli bir köle tarafından öldürüldü ve yerine küçük oğlu, İslam tarihinin güzide simâlarından biri olan Nureddîn Mahmud Zengi (1118 – 1174) geçti.

     Amêdîye kurulmadan önce burada bulunan kalenin isminin Aşib olduğunu nakleden kişi, Cizreli bir Kürt olan ve İslam tarihinin gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi olarak kabul edilen İbn-i Esir (1160 – 1233)’dir.

     Kürdistan’ın yetiştirdiği güzide bir ilim adamı olan ünlü tarihçi İbn-i Esir, kaleme aldığı eserlerde Amêdîye tarihi hakkında geniş bilgiler verir ki, İslam tarihçisi İbn-i Esirile yine İslam tarihinin güzide komutanlarından biri olan Selçuklu hükümdarıİmadeddîn Zengi arasında sadece bir kuşak vardır.

     Amêdîye’nin “bayındır bir şehir olarak” kurulması her ne kadar 1142 yılına tekabül ediyorsa da, tarihi çok çok eskilere, tâ M. Ö. 3000’li yıllara kadar uzanır. Yani Asur İmparatorluğu dönemine kadar.

     “Tarihin ilk emperyalist devleti” olarak kabul edilen Asur İmparatorluğu, M. Ö. 612 yılında Kürtler’in ataları olan ve Zaza Kürtçesi’ne oldukça benzeyen Med dilini konuşan Medler tarafından yıkıldı. Bir Kürt devleti olan Med İmparatorluğu’nun kutsal başkenti, bugünkü İran İslam Cumhuriyeti devletinin başkenti olan Tahran’ın sadece 15 km güneyinde bulunan ve Tahran şehrinin de çekirdeği olan Şehr-i Rey idi.

     Batılı kaynaklar, bugünkü Amêdîye şehrinin bulunduğu yerde Asurlular zamanındaAmat adında bir kent olduğunu, şehrin şimdiki “Amêdîye” olan Kürtçe isminin Asurlular’a ait “Amat” ile Selçuklular’a ait “İmadiye” isimlerinin sentezinden oluşturulmuş bir isim olduğunu belirtirler.

     Şehrin bir diğer ilginç özelliği de, burada kadim zamanlardan beri Kürtler, Asurîler ve Yahudîler olmak üzere üç ayrı etnik topluluğun birlikte yaşamış olduğu gerçeğidir. Bu üç kavimden hiçbiri oraya sonradan yerleşmemiştir; hepsi de oranın yerlisidirler. Örneğin 19. yy’da yapılan bir nüfûs sayımında Amêdîye’nin nüfûsu 6 bin olarak sayılmış, bunun 2 bin 500 kişisi Müslüman Kürt, 1900 kişisi Musevî Yahudî ve 1600 kişisi de Hristiyan Asurî olarak tespit edilmiştir.

     Aradan iki yüzyıl geçmiş olmasına rağmen şehrin şimdiki nüfûsu halen aynıdır, 6 bindir, fakat tamamı Kürt’tür. Şehir zaten bir dağın tepesinde kurulmuş olduğu için bir metrekare bile büyümesine imkân yoktur ve genişlemeye müsait olmayan şehir, haliyle nüfûs artışına da müsait değildir.

     Amêdîye, 13. yy’dan 19. yy’a kadar, tam 600 sene boyunca Behdinan Kürt Emirliği’nin başkentiydi. Aslen bugünkü Hakkari’ye bağlı Şemdinli (Şemzînan)kökenli olup “Baha’ed- Dîn” isminden türeyen “Behdinan” ismiyle anılan ve Kurmanc Kürtçesi konuşan Behdinan (ya da Bahdinan) Emirliği, başkentleri Amêdîye’den Kürdistan’ı yüzyıllar boyunca yönetmişlerdir.

     Günümüz itibariyle Kürdistan Federe Devleti’nde, Duhok ilinin bir ilçesi olanAmêdîye, aynı zamanda Kürdistan’ın en gözde turistik şehridir ve her yıl Kürdistan’ın değişik bölgelerinden binlerce insan, sırf bu ilginç ve mimarî olarak hakikaten emsalsiz, adetâ bir “masal şehri” olan bu şehri görmek için buraya gelirler.

     Yazının altındaki fotoğraflardan da göreceğiniz üzere, şehrin konumu ve yapısı oldukça ilginçtir ve kesinlikle genişlemesi mümkün değildir. Etrafı surlarla çevrili şehrin her bitiş noktası, aynı zamanda uçurumdur çünkü.

     Amêdîye, toplam 1200 evden müteşekkil bir şehirdir ve bu evlerde toplam 6 bin insan yaşar.

     Şehrin sadece kendisi bir mimarî harikası değil, aynı zamanda içinde de pekçok önemli mimarî eserler barındırır. En başta, güzel ve alımlı görüntüsü sayesinde “şehirle özdeşleşmiş” bulunan Amêdîye Camiî, tabiî ki. Caminin 30 m yüksekliğindeki minaresi sadece camiye değil, tüm şehre ayrı bir güzellik kazandırır.

     940 – 981 yılları arasında, yani Selçuklular’dan da çok daha önce Sultan Hasan Welî tarafından inşâ edilen Amêdîye Camiî’nin önemli bir özelliği de, tüm Ortadoğu’nun en eski camilerinden biri olmasıdır.

     Sözü daha fazla uzatmadan, siz sevgili gönüldaşlarımızı Amêdîye’nin o muhteşem fotoğraflarıyla başbaşa bırakmak istiyorum.

     Her yıl binlerce insanın sırf görmek ve orada birkaç saat geçirip bu doğa ve mimarî harikasının tadını çıkarmak için seyahât ettiği Amêdîye’nin elbette ki fotoğraflarına bakmak bile keyiflidir, ancak, Amêdîye’nin asıl tadına doyum olmayan lezzeti, oraya bizzat gidip, dağın tepesindeki o güzel şehirde ızgara yemek, çay içmek ve nargile çekmektir.

     Halkı o kadar canayakın ve misafirperverdir ki, şehir, tüm ziyaretçilerine en kalbî duygularla kucak açıyor.

     Öyleyse ne duruyoruz?

     Uzak değil, zor değil, pahalı değil. Üstelik dil sorunumuz da yok.

     Ne dersiniz kardeşlerim; gidelim mi?

sediyani@gmail.com

     UFKUMUZ

     29 OCAK 2013

SİZ HİÇ BU KADAR GÜZEL BİR ŞEHİR GÖRDÜNÜZ MÜ?

Amêdîye
 Kaynak: http://www.sediyani.com/

Amêdîye

01

02

03

04

05

06

07

08

09

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

24

25

26

27

28

29

30

31

32

33

34

35

36

37

38

39

40

41

42

43

44

45

46

47

48

49

50

51

52

53

54

55

56

57

58

59

60

61

62

63

64

65

66

67

68

69

70

71

72

73

74

75

76

77

78

79

80

81

82

83

84

85

86

87

88

89

90

91

ﺍﺯ ﺗﻪ ﺣﺰﺩﮐﻢ

Ez te hez dikim

 

 

Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   976 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın