• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/547519185411609/
  • https://twitter.com/Karakocan_org
             
Av.Mithat ÖZCAN
perivadisi_55@hotmail.com
BİR YANDAN DOLANDIRICILIK HACİZ BİR YANDAN TECAVÜZ TACİZ
19/03/2015

NR YANDA DOLANDIRICILIK HACİZ BİR YANDAN TECAVÜZ TACİZ

 

                                                                                                                                   Av. Mithat Özcan

perivadisi_55@hotmail.com

 

Gün olmuyor ki yayın organlarında birkaç kadının öldürülmesinden, çocukların kaçırılmasından, tecavüz edilmesinden söz edilmesin.  Öyle ki artık toplum bu tür haberleri kanıksar hale gelmiştir. İş o noktaya gelmiştir ki, bu tür haberlerin olmadığı gün toplum şaşırmakta, “Neden bu gün bir kadın öldürülmemiş, bir çocuğa tecavüz edilmemiş? Acaba kaatiller ve tecavüzcüler için bu gün dinlenme günü mü?” diye sormaktadır.

Bu konuda medyaya yansıyan şu birkaç haber bile durumun geldiği noktanın korkunçluğunu göstermektedir:

Pozantı Cezaevi’nde adli tutukluların taciz ve tecavüzüne maruz kaldığını iddia eden 7 tutuklu çocuk İHD’ye başvurdu.”

Diyarbakır'da yaşları 6 ila 10 arasında olan 3 kardeşin, merkez Yenişehir ve Eğil İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görevli 3 polis memurunun aylarca cinsel istismara maruz kaldıkları geçen Nisan ayında ortaya çıkmıştı.” (Cumhuriyet)

“Siirt'in Pervari ilçesindeki YİBO’da okuyan 13-14 yaşındaki 8 öğrenci, iki ve üç yaşındaki iki bebeğe tecavüz etti. Bebeklerden birini havuzda boğarak öldürdüler, derede ölüme terk ettikleri bebek ise kurtuldu. Olaya karışan 1'i kız 9 öğrenci tutuklanmadı, ailelerinin yanında.” ((CNN Türk)

 Şakran Cezaevi’ diye bilinmekte olan İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Hamit Karslıoğlu’nun imzasını taşıyan kurum içi yazışmada, cezaevinde çocuk mahkûmların birbirlerine işkence yaptıkları ortaya çıktı. Okuyanın tüylerini ürperten evrakta yer alan bilgilere göre; zayıf çocukların büyüklerce cinsel istismara uğradığı, bu suçlardan ötürü cezaevine düşenlerin içeride de küçüklere tecavüz ettikleri ve bunu topluca yaptıkları ileri sürüldü. Evrakta çocukların, “anüslerinden vücutlarına ne kadar uzunlukta hortumu alacakları yönünde kendi aralarında iddiaya girip denedikleri”; “metal çay kaşığını dörde bölerek yuttukları” gibi korkunç ifadeler yer alıyor. Ayrıca, ‘infaz koruma memurlarının, kullanımı çocuklarca yasak olan emtianın geçmesine neden oldukları’ ifade edildi.” (Radikal)

“3 polis 3 çocuğa defalarca tecavüz etti, uyuşturucu verdi

6 yaşında olan M.E, 7 yaşında olan G.S.E. ve 10 yaşında olan Z.H.E. isimlerindeki 3 kardeş, aylarca 3 polis memurunun cinsel istismarına uğradığı iddia edildi. Skandal iddia sonrası sosyal medyada büyük infial yaşandı.”  (Cumhuriyet)

Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın iddianamesinde, 24 Mayıs 2014 tarihinde suça sürüklenen çocukların kaldığı B/7 ünitesine getirilen A.N.’yi, koğuştaki diğer 7 çocuğun dövdüğü belirtildi. İddianamede, 27 Mayıs 2014 tarihinde ise karanlık bir odaya kapatılıp ölümle tehdit edilen A.N.’ye oral seks yaptırılıp, tecavüz girişiminde bulunulduğu öne sürüldü.

İddianamede, olayla ilgili basit yaralama ve çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarından suça sürüklenen çocuklar B.C.K. (17), E.Ç. (17), S.Ş. (16), A.A. (19), A.K. (17), B.A.Ö. (18) ve C.B.’nin (18) cezalandırılmaları istendi.”

Görüldüğü gibi son bir-iki hafta içinde medyaya yansıyan bu olaylar bile bizi ürkütmeye yetiyor.

Şimdi bu duruma bakıp, “Bu topluma ne oldu böyle?” diye sormanın ne yararı olacak? Kuşkusuz bu toplum bir hafta içinde bu kadar tecavüzsever olmadı. Ülkede bu olumsuzluğa yol açan bir sosyal ortam, buna uygun zihniyeti yaratan ve besleyen bir gerçeği görmemek için düşünce körü olmak gerekir.

Bir yandan 23 Nisan’ı kastederek, “Dünyada çocuk bayramı olan tek ülke bizim ülkemiz” diye palavra atarken, diğer yandan içinde çok sayıda kamu görevlisinin bulunduğu çocuk tecavüzcüsünün varlığı, yaman bir çelişki olarak karşımızda duruyor. Bu çelişki karşısında durup düşünmemiz, artık kahramanlık edebiyatı eşliğinde beyinlerimize pompalanan yalanları yutmaktan uzak durmamız gerekmiyor mu?

Bunca çocuk tecavüzü karşısında insanın “Acaba bu ülkede çocuklara tecavüz etme kampanyası mı var? Yoksa bu tecavüzler ülkeyi kalkındırmanın bir yöntemi olarak mı kullanılıyor?” diye sorası geliyor. Yakında yayın organlarında “Tecavüz edilecek çocuk aranıyor!”,Tecavüz etme kursu açıldı”, “Gelin birlikte tecavüz edelim” gibi ilanlar verilirse şaşırmayalım.

Her fırsatta muhafazakâr bir toplum olmakla övünüp durmakta insanlarımız. Bize “İmanlı bir gençlik yetiştirme projesi” sunma kurnazlığı gösteren politikacıları alkışlayıp duranlarımız epeyce fazla.

Bir yandan dağa taşa –daha çok da Kürt nüfusunun yaşadığı coğrafyaya- “Ne Mutlu Türküm Diyene”, “Bir Türk Dünyaya Bedeldir”, “Önce Vatan” vb. çağdışı sözler yazdırarak toplumu aldatmanın kurnazlığına başvuran yöneticilerimiz, bir yandan da, giderek toplumsal bir hevese dönüşme eğilimi gösteren çocuk tecavüzleri karşısında birşeyler yapmaktan uzak durmaya özen göstermektedirler.

Çocuklara yönelik tecavüzlerin devlet koruması altındaki yurtlarda daha fazla yaşandığını ve bu tecavüzlerin sanıklarının kamu görevlileri olduğunu görünce “Babana, hele de devlet babana hiç güvenme!” dememek mümkün mü?

Hürriyet Gazetesindeki şu haber, bu tecavüzcülük konusunda gösterdiğimiz başarıyı ortaya koymaktadır:

             “ELAZIĞ’DA UTANÇ YURDU

                ELAZIĞ’daki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Harput Bakım, Sosyal ve Rehabilitasyon Merkezi’nden kaçıp jandarma tarafından bulunan S.E., B.E., E.K ve E.A. adlı 4 kız çocuğu, ifadelerinde merkezde cinsel taciz ve şiddete maruz kaldıkları için kaçtıklarını söyledi. İddia üzerine inceleme başlatan jandarma, merkeze rehabilite amacıyla getirilen kız çocuklarının, 2007-2013 yıllarında cinsel istismar, taciz ve şiddete maruz kaldığı bilgisine ulaştı. 
            Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2014/3637 dosya numarasıyla başlattığı soruşturmayla ilgili jandarmanın hazırladığı fezlekede, yurtta kalan diğer kızların da ifadesi yer aldı. Fezlekede, kızların, defalarca bazı görevlilerin cinsel tacizlerine maruz kaldıkları, 2 kızın intihara kalkıştığı, birinin akıl hastanesinde bir süre tedavi gördüğü, durumu yöneticilere anlatmalarına rağmen işlem yapılmadığı belirtildi.”

                Ülkede tek söz sahibi olan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, her fırsatta genç evlilere –belki yaşlı çiftlere de-önce en az üç çocuk yapmayı önerip durdu. Daha sonra bunu yeterli görmeyip beş çocuk yapma önerisinde bulunmaya başladı. Önerilen bu sayılar alt sınır olup, üst tarafı sınırlamamakta, bu sınır kişinin cinsel gücüne ve göstereceği çabaya bırakılmaktadır.

                Cumhurbaşkanının bu önerisi, giderek artan işsizlik sorunu için bir çözüm olabilir mi dersiniz? Bu çocuk üretme projesi gerçekleşirse, insanlar artık iş arama ihtiyacı duymayacak, evlerinde işbaşı yapacaklardır. İnsanlarımız bu yeni çalışma alanında ekonomik bir kazanç elde edemeyecekler ama çok sayıda çocuk sahibi olabilecekler. Bunun sonucunda da kendilerine “Ne iş yapıyorsun?” diye sorulduğunda, “Çok sevdiğim bir işim var: Çocuk yapıyorum” diyeceklerdir. Öte yandan sorunlarını çözmemiş ama kalabalık bir ülke yaratmanın mutluluğunu yaşamış olacağız.

                Tam bu noktada, ülkede çocuk üretme kampanyası başlatan yöneticiye şunu sormak gerekiyor:

                Bu dünyaya gelmesine katkı sunduğumuz çocukların acaba kaçı tecavüze uğramama şansı bulabilecek? 

 

 

 

 

 

 

 

 

           

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Toplumumuzdaki bu katletme ve ve öldürme eğiliminin giderek artmasının nedenleri üzerinde durup sorgulamamız bir işe yarar mı dersiniz? Aslında çoğumuz bu kadar çok sayıda katil ve tecavüzcünün

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1654 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AZRAİL COŞTUKÇA COŞUYOR, ÖLÜM ORTALIKTA KOL GEZİYOR - 12/12/2016
Bence insanın gerçek vatanı, üzerinde yaşamaktan mutluluk duyduğu, ölürken içine gömülmek istediği yerdir.
BENİ SEVMEYEN VATAN HAİNDİR (!) - 29/10/2015
Yaşamım boyunca tembelliğe hiç yüz vermedim. Benden yüz bulmadı hiç. Hep çalışkanlığın, üretmenin olmaya özen gösterdim.
KÜRT SORUNU YOKTUR, BAŞKANLIK SORUNU VARDIR - 16/04/2015
Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, 2005 yılında Diyarbakır’da “Bu ülkede Kürt Sorunu vardır ve bu sorun benim sorunumdur” demiş, bunun sonucunda da Kürt halkından büyük sempati kazanmış, umut yeşertmişti. Bunun karşılığını da seçimlerde fazlasıyla almıştı
PERİ SUYU KAN AĞLIYOR - 02/03/2015
Irmaklar da ağlar mı? Nedir ırmakları ağlatan? Kimdir ırmaklara gözyaşı döktürenler?
BAKTIM ÜÇ-BEŞ KİŞİ MEZAR KAZIYOR - 07/02/2015
Sizde nasıl bir etki bırakıyor bilemiyorum ama mezarlar yüreğimde derin bir acı bırakıyor! Hele sevdiğim, tanıdığım birinin mezarının kazılmasını izlerken, dayanılması güç bir duygu yoğunluğu yaşıyorum. Mezar toprağına inen her kazma yüreğimi deliyor
Anlık
Yarın
4° -4°
AlışSatış
Dolar5.33325.3546
Euro6.06716.0914