• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/547519185411609/
  • https://twitter.com/Karakocan_org
             
Av.Mithat ÖZCAN
perivadisi_55@hotmail.com
KÜRT SORUNU YOKTUR, BAŞKANLIK SORUNU VARDIR
16/04/2015

KÜRT SORUNU YOKTUR, BAŞKANLIK SORUNU VARDIR

 

                                                                                                           Av. Mithat Özcan

perivadisi_55@hotmail.com

 

Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan,  2005 yılında Diyarbakır’da “Bu ülkede Kürt Sorunu vardır ve bu sorun benim sorunumdur” demiş, bunun sonucunda da Kürt halkından büyük sempati kazanmış, umut yeşertmişti. Bunun karşılığını da seçimlerde fazlasıyla almıştı.

Peki o sırada Başbakan olan Sayın Tayip Erdoğan bunu niye söylemişti? Demokrat bir kişiliği olduğu için mi? Kürtlere bakışı önyargıdan uzak olduğu için mi? Temel insan hak ve özgürlüklere değer verdiği için mi?

Kürtlerde hoşluk yaratan bu söylem, bu nedenlerden birinden kaynaklanmış olsaydı elbette sevindirici olurdu. Ne yazık ki zaman geçtikçe Diyarbakır’da varlığı kabul edilen Kürt Sorununun, ülkenin başka yerlerinde bir anlam taşımadığı görüldü. Bu söylem, hayata geçirilmesi düşünülmeyen soyut bir söylem olarak ortada kalıverdi.

Diyarbakır’da Kürt Sorununun varlığını kabul eden Sayın Erdoğan, ardından “Barış Süreci” adıyla bu sorunu tartıştırıp durdu. Konu o kadar çok tartışmaya açıldı ki, tartışanlar da bu tartışmayı izleyenler de yorgun düştüler. Televizyonlarda ve yazılı basında Kürt Sorununun yer almadığı bir gün geçmiyor yıllardır. Ne yazık ki bu konuya gösterilen ilgi pratik bir sonuç doğurmuyor. 

Kürt Sorunu uzun bir süre gece-gündüz konuşulan, medyada baş konu haline gelen bir konu olmaya devam ederken, Cumhurbaşkanlığından Başkanlığa ulaşabilmek için büyük çaba gösteren Sayın Tayip Erdoğan, birden topluma dönüp, “ Yahu bırakın bu boş işleri! Kürt sorunu diye bir şey yok! Var olan tek önemli sorun, yıllardır özlemini çektiğim benim Başkanlık sorunumdur” der gibi asıl niyetini ortaya koyuverdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30-40 yıldır ülkenin baş sorunu olarak hep gündemde olan Kürt Kimliğine ilişkin gerçekten ne düşündüğünü önce Balıkesir’de ortaya koydu. Diyarbakır’da sahiplendiği bu sorunu, Balıkesir’de şöyle tanımazlıktan geldi:

Ne Kürt sorunu ya

“Şimdi varsa yoksa bakıyorsun Kürt Sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu ya. Artık böyle bir şey yok. Neyin eksik senin? Başbakan çıkardın mı, bakan çıkardın mı, çıkardın. TSK’de var mısın varsın. Ne istiyorsun, daha ne istiyorsun? Allahaşkına bizden farklı neyiniz var, her şeye sahipsiniz.”

 

Kars’ta yaptığı konuşmada ise bunun devamını getirerek, Kürt Sorununu şöyle sıradanlaştırdı:

“Türkiye'de her kesimden insan gibi, Kürt kardeşlerimizin de sorunları vardır. 
 Kimliklerinin tanınmaması sorunu vardır, inançlarına saygı duyulmaması sorunu vardır, geri kalmışlık, ihmal edilmişlik, hor görülme sorunu vardır. Biz geçtiğimiz 12 yılda Kürt kardeşlerimizle birlikte Türklerin de Arapların da Azeri kardeşlerimizin de Lazların da Çerkezlerin de Romanların da Arnavutların da Gürcülerin de Boşnakların da dini azınlıkların da ülkemizde yaşayan ne kadar kesim varsa hepsinin sorunlarına çözüm bulmaya gayret ettik.'' 

Sandık demokrasisi şeklinde varlık gösteren demokrasimizde, siyasal başarı sandıktan çıkan oy sayısıyla ölçüldüğü için,  iktidarı ele geçirenler sorunları çözmek yerine, onların varlığını inkâr ederek de toplumda saygınlık kazanabiliyor.

Son zamanlarda yaptığı konuşmalara bakacak olursak Cumhurbaşkanı bir yandan Kürt Sorununun varlığını inkâr ederken, diğer yandan da bu sorunu çoktan çözdüğünü iddia etmektedir.

Peki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan neden Kürt Sorununun varlığını önce kabul edip sonra bundan vazgeçmekte? Bir sorunun varlığı inkâr edilince o sorun gerçekten yok mu oluyor? Eğer böyle bir yöntem varsa bu her sorunun çözümü için geçerli olmalı. Bu durumda ülkemiz çoktan sorunsun bir hale gelmeliydi. Ne var ki görülen o ki “sorunsuz değil, “sorumsuz insanlar ülkesi” olmuşuz.

Bir ülkedeki sorunların varlığı ya da yokluğu o ülke yönetiminde bulunan birilerinin kabulüne bağlı ise, neden binlerce sorun ortalıkta dolaşıp durmakta? Günümüzde hangi ülkelerde var olan sorunlar yok sayılarak çözülmektedir? Yoksa bu yöntem bize özgü mü?

Kürt Sorununun bal gibi farkında olan Sayın Erdoğan, bu sorunun inkârına dayalı siyaset yapanları yanına çekebilmek için bir strateji olarak mı böyle davranmaktadır? Böyle bir olasılığa ülkenin en temel sorununu kurban etmek, siyasal ahlak açısından nasıl değerlendirilmeli? Bunu sorgulamak gerekiyor. Bu sorgulamanın bizi doğru noktaya götürmesi çok mümkün görünüyor.

Bir sorun çözülerek değil, inkâr edilerek bundan bir çıkar elde edilecekse, toplum olarak hepimiz bu inkâr kampanyasına katılıp şunu haykıralım:

“Kürt de yoktur; Kürt Sorunu da yoktur. Bu sorun, biz var dediğimiz için vardır. Bundan bir an önce vazgeçip mutluluğa kavuşalım!”

Bu durumda temel toplumsal sorunların varlığını dert etmeye gerek kalmamaktadır. Keramet sahibi yöneticilerimiz bu sorunları muhatap almadıkça bu sorunların hiçbir önemi kalmamaktadır. Biz boşu boşuna sorunların varlığını kabul edip onların çözümü yolunda kendimizi heba ediyoruz. Sorunlara yok gözüyle bakarak onların varlığından kurtulmayı başka ulusların düşünmemiş olması, bizim yaratıcı zekâ yönünden onlara nasıl fark attığımızı göstermektedir.

Burada söylenecek tek şey kalıyor geriye: Tanrı en zeki, en yetenekli yöneticileri bu ülkeye bağışlamış ama halkın bir kısmı bunun farkına varamadığı için yeterince bu şanstan yararlanamıyoruz.

“Kürt Sorunu da Kürt de yoktur” demek bu ülkede hâlâ işe yarayabilir. Bu durumda biz de şunu söyleyebiliriz:

İnsan da yok, İnsanlık da yoktur. Ayrıca buna gerek de yoktur. Madem egemenler böyle diyorsa öyledir.

 

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
592 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AZRAİL COŞTUKÇA COŞUYOR, ÖLÜM ORTALIKTA KOL GEZİYOR - 12/12/2016
Bence insanın gerçek vatanı, üzerinde yaşamaktan mutluluk duyduğu, ölürken içine gömülmek istediği yerdir.
BENİ SEVMEYEN VATAN HAİNDİR (!) - 29/10/2015
Yaşamım boyunca tembelliğe hiç yüz vermedim. Benden yüz bulmadı hiç. Hep çalışkanlığın, üretmenin olmaya özen gösterdim.
BİR YANDAN DOLANDIRICILIK HACİZ BİR YANDAN TECAVÜZ TACİZ - 19/03/2015
Gün olmuyor ki yayın organlarında birkaç kadının öldürülmesinden, çocukların kaçırılmasından, tecavüz edilmesinden söz edilmesin. Öyle ki artık toplum bu tür haberleri kanıksar hale gelmiştir. İş o noktaya gelmiştir ki, bu tür haberlerin olmadığı gü
PERİ SUYU KAN AĞLIYOR - 02/03/2015
Irmaklar da ağlar mı? Nedir ırmakları ağlatan? Kimdir ırmaklara gözyaşı döktürenler?
BAKTIM ÜÇ-BEŞ KİŞİ MEZAR KAZIYOR - 07/02/2015
Sizde nasıl bir etki bırakıyor bilemiyorum ama mezarlar yüreğimde derin bir acı bırakıyor! Hele sevdiğim, tanıdığım birinin mezarının kazılmasını izlerken, dayanılması güç bir duygu yoğunluğu yaşıyorum. Mezar toprağına inen her kazma yüreğimi deliyor
Anlık
Yarın
4° -4°
AlışSatış
Dolar5.33325.3546
Euro6.06716.0914