• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/547519185411609/
  • https://twitter.com/Karakocan_org
             

CELAL ATALAN

CELAL ATALAN
celal@htmail.com
HESLERİN İNSAN VE DOĞAYA VERDİĞİ ZARARLAR
16/07/2015

 

 HESLERİN İNSAN VE DOĞAYA  VERDİĞİ ZARARLAR


     En yeni verilere  göre, Türkiye'de 258 baraj işletiliyor. 166 adet baraj inşaat aşamasında veya inşaat programında, 174'ü projelendirilmiş ve 241'i ise projelendirme aşamasındadır. Yapılan araştırmalar HES projelerinin yüzde 71’i Çevre Etki Değerlendirmesi’nden (ÇED) muaf tutulduğunu  söyleyebiliriz.Tümü tamamlandığında Türkiye’deki barajların sayısının 839’a yükselerek üç kattan daha fazla artacağı tahmin ediliyor. Öngörülen tüm barajların yapılması halinde, üzerinde herhangi bir müdahale bulunmayan çok az akarsu kalacak; bu tablonun çevresel etkilerinin ne olacağı konusunda ise herhangi bilimsel araştırma ne yazık ki yok.

      Kesin olan şu ki, bu inşaatlar tamamlandığında  pek çok su havzasındaki yerüstü ve yeraltı su dengeleri altüst olacak ve çok sayıda canlının yaşam alanı geri dönüşsüz yok olacak.Onların yaşam alanları yok olurken, yöre halkının da yaşamı aşılamaz zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. Türkiye'de, son 45 yılda mevcut sulak alan varlığının yarısından fazlası  HES projeleriyle tahrip edildi. Hiçbir kaygı duymadan,çocuklarımız ve torunlarımızdan ödünç aldığımız  sulak alanlarımızı ve değerli nehirlerimizi, tarım ve yerleşim amacıyla kurutmaya, geride kalanları kanalizasyon ve endüstriyel atıklarla kirletmeye devam ediyoruz.Hiç bir  hakkımız olmadığı halde.Bizleri yönetenler , doğaseverlerin haykırışlarına ne yazık ki kulaklarını  ısrarla tıkamaya devam ediyorlar.(Karadeniz halkının HESler konudaki haklı direnişini,mücadelesini  ve duyarlılığını kutlamadan geçemeyeceğim).Ayrıca mahkeme kararına rağmen su tutularak ,Pembelik baraj gölünün ortasında bırakılarak tecrit zulmüne  uğratılan ‘’ARDUÇ AİLE’’sinin haklı mücadelesinin ve direnişinin biz ‘’Peri Vadisi’’ halkına örnek olmasını diliyorum.

      Bu arada Peri Suyu üzerinde yapılan barajları da sıralamadan geçemeyeceğim: Yedisu Barajı,Kığı Barajı,Özlüce Barajı,Pembelik Barajı,Seyrantepe Barajı ve Tatar Barajı .

   Yeraltı sularının azalması ve doğal göllerin kuruması, özellikle su kaynakları kısıtlı olan kapalı havzalardaki akarsularda inşa edilen barajlar, suyu havzanın irtifası yüksek noktalarında tutarak havzanın aşağı kesimlerine olan su akışını azaltıyor. Bu durumda, havzanın orta kesimindeki yeraltı suları aşırı derecede azalıyor ve bazı durumlarda havzalardaki göller tümüyle kuruyor.

 İnşaatın tamamlanmasıyla birlikte su toplama alanında yer alan birinci sınıf tarım arazileri ve taşkın ovaları geri dönüşsüz kaybediliyor. Benzeri ekonomik kayıplar sadece baraj sahası üzerinde değil barajın altında kalan akarsu boyunca da yaşanıyor. Özellikle yeraltı sularındaki düşüş ,barajların aşağı kesimindeki tarım alanlarında verim kaybına neden oluyor. Bazı alanlarda ise saz kesimi, balıkçılık gibi faaliyetler tümüyle ortadan kalkıyor.

      Sosyoekonomik bozulma, İnşaatın tamamlanmasıyla birlikte  yöre köylüsü başka alanlara göçe zorlanıyor.Bu göçler yeni yaşam alanlarında  önemli sosyoekonomik sorunları doğuruyor. Geleneksel yaşam biçiminin ortadan kalkmasıyla, barajdan etkilenen halk taşındıkları yeni bölgedeki (çoğunlukla kentsel alanlar) yaşam koşullarına uyum sağlamakta zorluk çekiyor. Yeni yaşam alanında bölgenin yerli halkıyla barajdan etkilenenler arasında sosyal çatışmalar kaçınılmaz oluyor. Kırsal yaşama dair geleneksel bilginin kaybı da barajlar nedeniyle yer değiştiren halkın karşı karşıya olduğu en önemli  kültürel sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. 
     Yapılan bunca HESE karşılık ne yazık ki, hidroelektrik kapasitemizin kullanımı  yüzde 30'larda kalıyor.Bir çok barajımızda elektrik üretilmiyor(Keban barajındaki su seviyesinin düşmesiyle kapasitesinin azaldığını biliyoruz.) Ayrıca  üretilen elektriğin  nakil ve dağıtımında büyük kayıpların yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz.HES zulmüne karşın , Güneş, rüzgâr, jeotermal gibi önemli  enerji potansiyellerimiz üzerinde ciddi bir çalışma yapılmıyor.Üniversitelerimizin bu alanlardaki  bilimsel çalışmalar görmezlikten geliniyor.Gelmiş geçmiş tüm iktidarların bu konuları yeterince önemsemediklerini rahatlıkla  söyleyebiliriz. Elektrik kullanımında israfı azaltıp tasarruf sağlayıcı yatırımlar ve bunlara ilişkin teşvikler noktasında da sınıfta kalmaya devam ediyoruz.

 

       HESLERİN DOĞURDUĞU VE TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN  SORUNLAR

  1- Doğal dengenin bozulmasının doğurduğu önlenemez sorunların yaşanması. Nehir sularını dizginleyen barajlar mansap(akarsuların göl veya denizlere açıldığı bölgelerde akarsuyun etkisi altında kalan su ürünleri üretimine elverişli alanlar) tarafındaki akış rejimini tamamen değiştirdiğinden ve tuzluluk oranını artırdığından bu deltalar tahrip olmakta ve kıyı ekolojisi değişmektedir.  Hattâ bazı hayvan türlerinin yok olmasına sebep olmaktadır. Su tutumu nedeniyle, nehrin ekosistemi  tamamen bozulmaktadır.Aşağıya bırakılan su miktarındaki azalma nehrin aşağı bölgesindeki ekosistemi farklılaştırmaktadır. Toprak yapısı, bitki örtüsü, hayvan varlığı ve bakteri sistemi dahil her şey bozulmaktadır.Bitki ve hayvan çeşitliliği yok olup yada bu çeşitlilikte ciddi değişimler kaçınılmaz oluyor.  Nehrin deltaları yok ediliyor. Kurak iklimlerde tarım arazilerin sulanması, drenaj sisteminin olmaması durumunda toprağın giderek tuzlulaşarak  tuzlanma ve çoraklaşma kaçınılmaz oluyor..Bunun sonucunda tarım arazileri ortadan kalkıyor. Bilindiği üzere tuzlanmış toprağın tekrardan tarıma kazandırılması mümkün değil.Yeraltı su kaynakları bozularak tüm suların kimyasal özellikleri olumsuz yönde değişiyor. Suyun sıcaklığı  mutlaka değişiyor.Çayır ve meraların kuruyarak  yok edilmesiyle hayvancılık ciddi şekilde  zarar görüyor.

   2- Baraj havzası içinde kalan yerleşim merkezlerinin naklinin  yöre halkı üzerinde doğuracağı  oldukça önemli psikolojik ve sosyal sorunların yaşanması.Dereler eskisi gibi özgür akamayacağından  yöre köylüsü eskisi gibi derelerde yeterli suyu görmeyecek, su sesi duymayacaktır. Yöre köylüsünün  psikolojisi bozularak adeta bir travma yaşayacaktır. Binlerce yıldır köylülerin olan dereler artık sermayenin olacaktır. Binlerce yıllık ata toprağında üretilen elektrik kendilerine parayla satılacaktır.Örgütlü yapıların eksikliğinden  de yararlanılarak  bölge köylüsüne yeterli ve doğru bilgi verilmemektedir.Bölge halkı arasında ikilik yaratılarak köylüler arasında çatışma zeminleri yaratılmaktadır.Kısa vadeli menfaat bekleyen bir azınlıkla, halkın büyük çoğunluğu karşı karşıya getirilmektedir.Böylece toplumsal tepki azaltılarak arzulanan hedeflere daha kolay ulaşılabilmektedir.
   3- Baraj alanı içinde kalan yol, köprü vb. yatırımların yerine yeni yatırım yapma gereksiniminin  doğması bu gereksinimlerin kısa zamanda gerçekleşmemesi yada ihmal edilmesinin  yöre halkına yaşatacağı  ciddi yaşamsal sorunlar.
   4- Baraj havzasındaki yeraltı su seviyesinin yükseltilmesiyle pek çok sorun ortaya çıkar. Barajlar devasa su kütlesi depoladıklarından yer kabuğu üzerinde  çok büyük gerilme oluşturur ve bu gerilme belli bir değeri aştığında bölgenin sismik olarak aktif hâle gelmesine yol açabilmektedir.Ülkemizde pek çok HES  projesi çek raporu alınmadan  hayata geçirildiğinden bu ciddi sorun görmemezlikten gelinmekte,adeta depreme davetiye çıkarılmaktadır.

   5- Artan su buharlaşması nedeniyle kullanılabilecek su miktarındaki ciddi azalmalar yaşanır.Bölgenin tarımını olumsuz yönde etkileyecek nemli bir iklim oluşur.İklim ciddi şekilde ılımanlaşır. Barajlar yer altı sularının tuzlanmasına sebep olduklarından su kalitesini olumsuz yönde etkilenecek. Barajların çevreye verdikleri telâfisi zor zararlardan birisi de baraj gölünün kapladığı arazi üzerinde yaptığı etkilerdir.Kimi zaman da yaşlı dünyamızın akciğerleri olan  ormanlarımız su altında kalarak kullanılmaz hâle gelmektedir.(Oxçiyan köyü Avdelan mezrasında ve birçok köyde bu katliama birlikte tanıklık ettik.) Nehirler, yer altı sularını besler. Yüzeye yakın yer altı suları ise galeri ormanlarını (Nehir kenarı ve sulak alanlarda form bulan ormanlar) ve bitki örtüsünü besleyen önemli bir kaynaktır. HES işletimi nedeniyle yer altı suyunun miktarı düşecek. Bu durumdan nehir civarındaki bitki örtüsü ve yaşamı buna bağlı olan diğer sucul ve yarı sucul canlılar etkilenmektedir
   6- Akarsuların taşkın mevsimlerinde birlikte getirdikleri toprak gücünü artıran besleyicilerden özellikle delta ovalarının yoksun kalmasıyla tarım olumsuz etkilenecektir.
   7-Kıyı erozyonunun ciddi şekilde  artacak.Bilindiği gibi nehir civarındaki bitki örtüsünün bir başka işlevi de , sel kontrolüdür. HES projeleriyle birlikte   bitki örtüsü yok edildiğinden ,sel baskını risklerini  ciddi şekilde arttıracaktır.
    8- Baraj sahasında yaşanmış uygarlıkların bıraktığı tarihsel  ve kültürel kalıntıların suların derinliklerine gömülmesiyle bu eşsiz mirasların tamamen  ortadan kalkması. Bunun sonucunda bölgenin estetik ve görsel değerlerini yitirmesiyle  birlikte özellikle   turizm değerlerinin kaybolması.
   9- Nehrin akış hızı azaldığında, suyun havalanması ve sudaki çözünmüş oksijen miktarı azalır.Bunun sonucunda  balıkların doğal yetişme alanları tahrip olup, nehirdeki doğal geçişlerine engel olur ve bilhassa göçmen balık türlerinin azalmasına hattâ nesillerinin tükenmesine yol açar. Barajlar, balıklar gibi suda yaşayan  diğer organizmalarda cıva seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır. Dere yatağının dolmasına, sudaki çözünmüş oksijenin azalmasına, su sıcaklığının artışına, bunlara bağlı olarak sucul canlıların hayat kalitesinde ciddi düşüşe ve bazı durumlarda balık ölümlerine neden olmaktadır  Birçok balık ve omurgasız canlı türü nesillerini sürdürebilmek adına, hayatlarının belirli dönemlerinde nehir boyunca uzun ya da kısa mesafeli göçler gerçekleştirir. Nehirlerdeki göçlerin en yaşamsal olanı, balıkların yumurtlama göçüdür. HES’lerin bir bileşeni olan regülatörler (su toplama yapıları), sucul canlıların nehir boyunca hareketini kesintiye uğratırlar. Üreme tamamen aksarsa, bu durum balık türünün o nehir habitatından tamamen  yok olmasıyla sonuçlanabilir. Taşkınlar sırasında toprak ve kayalarda bulunan inorganik cıva, suya karışarak göl tabanında birikmektedir. Burada metilasyon (DNA nın kimyasal değişimi)denilen bir süreç sonunda, inorganik cıva, (büyük oranda mikroorganizmalar ile) suda çözünebilen organik metilcıvaya dönüşür. Suda yaşayan canlılar tarafından alınan metilcıva biyolojik canlılar için gayet zehirli bir madde olup, bu maddeyi bünyelerine almış balıkları yiyen insanlar için de ciddi  sağlık sorunları söz konusudur.Sinekler için uygun üreme yeri oluşturup sıtma gibi salgın hastalıkların yayılmasına zemin hazırlanabilir.

      10-Geniş yüzey alanlı ve sığ baraj gölleri canlı kütlenin çürümesi sonucu atmosfere önemli miktarda sera gazı (çoğunlukla metan) yayar. Sera gazı kirlenmesi olarak bilinen bu olay, küresel ısınmaya yol açar.

   11- Özellikle baraj gölü çevresi ağaçlandırılarak erozyon kontrolü yapılmadığı durumlarda (Türkiye'de bu konuya gereken önemin verilmediği bilinmektedir.) göl tabanında biriken toprak, rezervuarın aktif hacminin azalmasına sebep olmakta ve suyla taşınan malzeme, miktarına bağlı olarak 30-35 yıl içinde baraj, çevresinde piknik yapılan küçük bir göl hâline gelmektedir.(Keban barajı çok canlı bir örnek olarak karşımızda duruyor.)
     12-Bir yere baraj yapılıp yapılamayacağına sadece inşaat ve jeoloji mühendislerinin değil, aynı zamanda, biyolog, zoolog, sosyolog ile çevre , ziraat ve orman  mühendislerinin yapacağı ortak fizibilite çalışmaları sonucunda karar verilmelidir.Ayrıca barajların servis ömrü boyunca verecekleri çevresel zararları azaltıcı önlemler alınmalıdır.Gelişmiş ülkeler, çevre koruma kanunları, kamu baskısı, sahip oldukları teknolojik araçlar ve ekonomik güçleri yardımıyla barajların çevreye verdikleri zararları kısmen de olsa azaltmaya yönelik projeler uygulamaktadırlar.Ne yazık ki ülkemiz yasaları ve sivil toplum örgütlerinin kamuoyu oluşturma  çabaları yetersiz kalıyor.
    13- Barajlardan önce akarsular tarafından sulanan topraklarda yetişen bitkiler çok daha fazla meyve vermenin yanında, daha güzel ve sulu ürünler elde edilebilir. Ağaçların boyları baraj olmayan bölgelerde daha uzun ve geniş, ömrü daha fazla ve sağlıklıdır.  Akan bir su içerisinde bitki artıkları, hayvan dışkıları, toprak ve onlarca mineral karışık olarak taşınabiliyor. Bu şekilde sulanan bitkiler de tüm besinleri alarak, verimli ve sağlıklı bir şekilde gelişebiliyor.Barajlardan sonra akan sular durdurulup, milyonlarca litre su aylarca dinlendirilip ve suyun içindeki bir çok madde barajın dibine çöktürülerek işlevsiz kılınıyor.

    14- Barajlar,  ne yazık ki yaban hayatının geçişini engelleyen büyüklükteki yapılardır. Bu nedenle, yaban hayvanları günlük avlanma, beslenme ya da su gereksinimlerini karşılamak için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmakta ve mevsimsel göç sırasında çeşitli güçlüklerle karşılaşmaktadır. Birbiri ardına yer alan HES projeleri, yaban hayatı için çok büyük bir açmaz oluşturabilir.Peri vadisinde birbirini izleyen  baraj sayılarındaki  artış da bu açmazın en canlı örneğidir.

    15- HES inşaatları sırasında açığa çıkan toz, yaprakların üzerine yapışarak ışık geçirgenliğini azalttığından, yaprakların fotosentez hızını ve dolayısıyla ağaçların büyüme hızını   ciddi şekilde azaltmaktadır. Ayrıca, toz, ağaçları olumsuz etkileyen mantar hastalıklarının yayılması için uygun ortam oluşturur. Eğer söz konusu bölgede bal üretimi yapılıyor ise(Peri vadisinde yapılan baraj sahalarında , üreticilerin arıcılık yaptığını biliyoruz) toz, bal üretimini de olumsuz yönde etkilemektedir.

Yararlanılan Kaynaklar:

1-Ekoloji dergisi Mayıs 1999 sayısı

2- WWW.Bizimcografya..com

3-Derelerin kardeşliği platformu kurucusu Av.Remzi Kazmaz ile yapılan röportaj

                                                                                                                                                                          16/07/2015

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1507 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

21.YÜZYILDA KIBLEYİ TESPİHİN KERAMETİNDE ARAMAK - 04/07/2015
c
GECE VE PİKNİK ETKİNLİKLERİNE SIKIŞAN KÖY DERNEKLERİ - 30/06/2015
C
Anlık
Yarın
31° 35° 20°
AlışSatış
Dolar4.79664.8159
Euro5.58855.6109